ERDOĞAN KAHYA



GÜLDAL'LA 5 ÇAYI

AHMET DÖKDÖK


CELAL HAFİFBİLEK








Y.DOÇ.DR.İBRAHİM BAYKAN


MEHMET ŞENER



ADİL GÜRKAN

NEŞE KAREL

ŞENAY BITIRAK

KUBİLAY ELDEMİRCİ

ÖZNUR TANAL

NİZAMETTİN ŞEN



SEHER SAYAN


VEYSİ SAĞLAM





İmkb

 ÖZNUR TANAL
Gündüzlüoğlu Efsanesi
20.01.2010

Merhaba, 
 Babamdan dinlediğim bir efsaneyi paylaşmak istiyorum...
 "Böyle buyurmuş Atalar, dilerim nurda yatalar."

 

Bir padişah harbe giderken karısını vezirine emanet etmiş. O gittikten sonra padişahın eşi çok yakışıklı ve dürüst bir kişi olan bu vezire kötü gözle bakmış. Fakat vezir "Ben emanete hıyanet etmem, katiyen olmaz" diyerek onu reddetmiş.

 

Padişahın döneceğine yakın karısı saçını başını yolup, çeşitli yerlerini yaralamış ve kocasına, vezirin kendisine zorla sahip olmaya çalıştığını söylemiş.

 

Padişah hiç sorgu sual etmeden vezirin kellesini kestirmiş ve emanete hıyanet eden bu adamın başını ibret-i âlem için dört yol ağzındaki bir değnek üzerine astırmış.

 

Aradan hayli zaman geçmiş. Padişah ve karısı bir gün atları ile gezintiye çıkmışlar. Dört yola gelince değnek üstündeki kuru kafa dile gelip şunları söylemiş:

 

      Yürü benim sıtk-ı sığın* bakışlım,

      Dur da sana arz edeyim halimi;

      Yemedim içmedim adım kurt oldu,

      Bilir misin bana olan zulümü?

 

      Sen Suud kızısın, kadın olmazsın,

      Geçer güzelliğin böyle kalmazsın,

      Kan emici, yol kesici olmuşsun,

      Şükür sana uğratmadım yolumu.

 

      Gündüzlüoğlu, avını alamaz sanma,

      Aşk ile öldürüp gazaba gelme,

      Şu yalan dünyaya kalırım sanma,

      Şükür sana derdirmedim gülümü.

 

Bunu duyan padişah afallayarak derhal karısının başını da kestirmiş. Sonra tacı tahtı terkedip perişan bir halde gelip kuru kafanın dibine oturmuş. Bütün kış boyunca eriyen kafatasının dibinde, baharla bir mantar (göbelek) bitmiş. Bu göbeleği oradan geçen sürüdeki kara koyun yiyivermiş. Padişah ağlamış, sızlamış ve sonunda sürünün sahibine gidip sürünün çobanı olmak istediğini söylemiş. Karşılığında da kara koyunun kuzusunun verilmesini istemiş. Bir zaman sonra kara koyun bir erkek kuzu doğurmuş. Kuzu hayli büyüyünce çoban (padişah) sahibinden izin alıp kuzusuyla birlikte oradan ayrılmış.

 

Büyük bir şehirden geçerken, şehrin Başmülazının (Jandarma Komutanı) hamile olan karısının canı ciğer istemiş. Tam bu sırada sokaktan geçen ve elinde bir kuzu çeken bir garip görmüş ve kuzunun ciğerini alıp kendisine getirmesi için mülazıma haber salmış. Mülazım adamın elinden kuzuyu almış. Garip, mülazıma;

-  “Kuzuyu alırsan ben de giderim evine" demiş.

 

-  “Ne yapacaksın benim evimde?”

-  “Kapında yatarım.”

-  “Peki, gel o zaman” demiş mülazım garibe...

 

Eve gidip koyunu kesmişler ve ciğerini kadına yedirmişler. Dokuz ay on gün sonra kadın bir oğlan çocuk dünyaya getirmiş. Ama çocuk bütün gün ağlıyormuş. Memleketin bütün hekimleri, dadıları ve müneccimleri toplandığı halde çocuk susmamış. İçlerinden biri:

 

-      Mülazım Bey, bir de senin kapıdaki ihtiyarı getirelim demiş. Hemen getirmişler. İhtiyar herkesin dışarı çıkmasını istemiş. Onlar çıkınca çocuğa;

-        “Gardaşım niye ağlıyorsun?” demiş. Kundaktaki çocuk;

-   “Seni göresim geldi de ona ağlıyorum gardaşım” demiş. Gariban ihtiyar:

-  “Ben burdayım, beni göreceğin geldiğinde ağla yeter, hemen yanında olurum” demiş.

 

Ve böylece ihtiyar çocuğa lalalık (dadılık) etmeye başlamış. Gel zaman, git zaman çocuk hayli büyümüş, konuşmayı iyice öğrendiği bir gün ihtiyara;

-    “Gardaşım, gel buralardan gidelim, demiş. Ben seni çok yordum, çok zahmet çektin benim için...”

 

Ve kaçmışlar. Mülazım haberi alınca peşlerine askerlerini takmış. Askerlerin geldiğini görünce hemen iki delikanlıya dönüşmüşler. Sonra iki yaşlıya. Daha sonra da iki kız oluvermişler.

 

Her seferinde askerler yetişince sonunda yorgun düşmüşler ve Allah'a dua etmişler, sarılıp birlikte oracıkta ölmüşler. Mekke ile Medine'nin ortasında birbirine yapışık iki taşın olduğu ve bu taşların da bu çocukla ihtiyar olduğu rivayet edilir.

 

 

* Sıtk: Sadık

   Sığın: En büyük geyik türü

 

   Kaynak Kişi: Hamza TANAL

   Derleme Tarihi: 27 Ocak 1988

 



Bu Makale için Yazılan Yorumlar

Makaleye Yorum Yaz
Adınız Soyadınız
E-Mail Adresiniz
Yorumunuz
   
 

Web sitemiz, yorum ekleyen kişiye ait ip adresi, e-posta adresi ve ad-soyad bilgilerini saklama ve resmi makamlarca istenildiği takdirde bu bilgileri yorumcu onayı alınmaksızın iletme hakkına sahiptir.
Yazarın Geçmiş Tarihli Makaleleri
25.08.2010 - Yaz "Gazeteci" Yaz
21.08.2010 - “Geçti dost kervanı eyleme beni…”
11.08.2010 - Yaşayan Bir Antalya Hazinesi : Kemal KABAKLI
02.08.2010 - Bir Umudum Sende Çoban Yıldızı
23.07.2010 - Demirciler Çarşısı’nda “Dağ Fare Doğurmasın”
13.07.2010 - Demirciler Çarşısı’ndan son mektup
01.07.2010 - Akarsular’a…
03.06.2010 - Tekke Köyü’ne Destek Çağrısı - Taşocaklarına Hayır
11.05.2010 - Helal süt emzirenlere...
07.05.2010 - Hıdırellez Bahar Bayramı uyanışımız olsun...
19.04.2010 - Bisiklet ve Yaşam
19.03.2010 - Abdal Musa Dergahı’nın kazanları hala kaynıyor
15.03.2010 - Bir Cumhuriyet Şövalyesi: Özgen Acar
05.03.2010 - 4. Halk Kültürü Araştırmaları Sempozyumu Programı
01.03.2010 - Burası da Antalya
14.02.2010 - Binlerce yıllık giz: Bezirgan Zahire Ambarları
20.01.2010 - Gündüzlüoğlu Efsanesi
13.01.2010 - Demirciler Çarşısı'nın yeni yüzü
04.01.2010 - Demircileriçi'nin öteki yüzü...
11.12.2009 - Bereket ve Yeniyıl
23.11.2009 - ''Dünyadan bir atlı geçti''
11.11.2009 - Cennetten kovulmaya değer bir nimet: ELMA
28.10.2009 - Cumhuriyet Çok Yaşa!...
26.10.2009 - Atatürk Kurtuluş Savaşı'nda
21.10.2009 - Türkü giren eve kötü düşünce, saz olan eve silah girmez…
14.10.2009 - Anadolu’nun ve Sevginin dili: Tahtacılar
02.10.2009 - Halamdan bir Antalya Masalı
12.09.2009 - Karaöz'den Akşehir'e Yörük Yaşantısından Bir Kesit
31.08.2009 - Ceviz ağacından Türküler yakmak
28.08.2009 - Girit’ten Anadolu’ya, Yunan’dan Osmanlı’ya

Site İçi Arama
Arama terimlerinizi girin

Şikayet Kutusu

Günlük Bülten

Adınız
Mail Adresiniz
 
Günlük haber bültemize kayıt olmak için e-posta adresinizi girerek abone ol düğmesine tıklayınız.

Trafik Denetimleri
Trafik

GÜNGÖR TÜRKELİ

PROF.DR.NURULLAH AYDIN

YUSUF ÖZCAN

GÖZDE İLE CUMA SOHBETİ


ANTALYA ANILARI
AYŞEN OVALI BİNBİR

HASAN H. KİLİT

AFİFE DEMİRTAŞ

TURGAY ALP




NURGÜLKÖKTÜRK


SEVİM MURAT







PROF.DR.AHMET AKTAŞ


VOLKAN ŞİMŞEK

Y. DOÇ. DR. FAİK ARDAHAN



ŞENER AKINCILAR

ÖZER SARAÇOĞLU

DÖVİZ KURLARI
USD
 1.5008 YTL
EURO
 1.9345 YTL
POUND
 2.3111 YTL


Ana Sayfa | Seri İlanlar | Reklam Programı | Yerel Basın Haberleri | Önemli Linkler | Şiir Köşesi | İletişim | Künye | Editörden

www.antalyabugun.com web sitemizde yer alana yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları saklıdır.
www.antalyabugun.com'un onayı olmadan bu içeriklerin kopyalanması, yeniden yayınlanması veya yeniden dağıtılması yasaktır.