Tütün, bostan, Osman
Çok yazıldı öykü destan
Yetiştirici, üretici
İşte, aşta en geniş alan.
Tütün, baştan sona bir bütün.
Tütün, yeni dünyanın bulunuşundan sonra, gidiş gelişlerle Avrupa’ya taşınan, sonra eski dünyanın dört bucağına ulaşan bir bitki. Tütün Amerika’dan eski dünyaya gelen tek yolcu değil. Fasulye, mısır, patates başlıcası. Bunlar nimet, tütün illet. Bir kere suçlu bilinmiş. Tıp saldırır, yasalar sokağa atar, eski tekel, şimdi özel zam üstüne zam yapar.
Yasaklar en çok sigara ile delinir, çünkü ucunda ateş var.
Tütünün Avrupa’ya gelişi 16. yy. Osmanlı toprakları ile buluşması 17 yy. Osmanlı çökmekte, dış borçlar ödenemez durumda. Alacaklılar araştırır, en iyi gelir tütünde görülür. 2. Abdülhamit sıkıştırılır, 1884’de Reji idaresi kurulur. Başına alacaklıları temsilen, geniş yetkilerle donatılmış bir komiser konur.
Bu alanda çalışanların hepsi osmanlı kulu. An laşma şöyle yapılır, Osmanlı maliyesine yılda 75 milyon frank ödenecek. Sermaye koyanlar kazançtan yüzde 8 faiz alacak, kalan kar düyun-u umumiye ile Osmanlı yönetimi arasında paylaşılacak.
Reji idaresi, cumhuriyetin kuruluşundan sonra 1929-1932 yıllarında devletleştirildi, inhisarlar (tekel) idaresi oldu, gümrükle birleştirildi. Adı Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti kondu.
Deme olmaz olmaz, olmaz olmaz. Sevr’e dönüş başladı.
Bizim bir türkümüz var:
-Ordunun dereleri aksa yukarı aksa.
Farzedin aktı, ne olur? Newton duysa çıldırır. Mustafa Kemal sağ olsa ne yapardı?
Bursa nutkunu yeniden okurdu.
Greve giden onbinler, zemherinin ayazında 1 ayı geçti. Ankara sokaklarında. Dökülüyor. Yöneticiler mi açılım diyor, açılan acıkan tekel işçileri oluyor?
Suçları dağdan inmedikleri, işyerlerinden geldikleri.
-Koyun can derdinde, kasap et.
Tekeli bitirmede ilk yapılan içki ve sigara üretimi serbest bırakıldı. Tekelin tekeri o zaman patladı.
Şimdi de tekelin kurumları, kuruluşları işçiden temizlenecek, allanacak, pullanacak altın tepside yabancı sermayeye sunulacak.
Tütün bütün dedik, bostan Osman dedik, bostan tütün tarlalarımız, Osman bizim insanımız. Üreticiden sonra sıra yetiştiriciye gelmez mi?
Söyle türkünü;
-Sigaramın dumanı yoktur paranın imanı.
Tüketiciyi de unutmuyorlar, keyif verici deyip keyiflerince zamlar yapıyorlar.
Osmanlı dönemi, halkımız bir deyim üretmiş.
-Devlet, alacağına şahin, vereceğine karga.
Devletin şahinliği aşar payına, müstelzimle (gezen koruyucu) reji idaresinin hakkı kolcularla korunuyordu. Özelleştirmeler, şahinliği özele bırakmaktır. Devlete kargalık kalır. Karga ne eder? Gaaak, gaaak öter.
Vaktin birinde, birisi erkek köpekleri enermiş, işi bu. Karısı söylenirmiş “Yaptığın işin ne yararı var, kazandığın bir kalıp sabun, o da temizliğine yetmiyor.” Adam cevap verir “Sana usta karısı diyorlar yetmez mi?”
Hammadde yetiştiricisinden, mamul üreticisine kadar en geniş iş alanı Tekel. Nüfusumuzun yarısını ilgilendiriyor. Bu alan vatandaşa ekmek kapısı olduğu kadar, hazineye de en büyük gelir kaynağı. Dış açılıma bırakılmamalı. Bırakılırsa çığlık ileride yetiştiricileri de sarar.
Yabancı sermaye girdiği ülkede kulaklarını kullanmaz.
61 Yıl önce bir seferberlik eşkiyasıyla konuşuyorum. Bir olayı anlatırken söze şöyle girmişti;
Bir elinin 4 parmağını bir etti, yanağında gözü ile kulağı arasına koydu, yalan ile doğrunun arası dört parmak gösterdi.
- Mehmet bey, kulağın duyduğu yalan, gözün gördüğü gerçek.
Ankara’daki çığlık duyulmuyor, yaşanan görülmüyor mu ?