Kışın ülkenin en ılık kentidir Antalya.
Ama gelin görün ki; bu şehirde kalitesi bozuk kömür, havayı mahveder.
Antalya'da kömür yakılması ve de kalitesiz kömür yakılması cinayettir.
Her kış aynı mesele.
Odalar haykırıyor: "Antalya'nın hava kirliliği normallerin çok üzerinde , risk büyük" diye ama
dinleyen kim?
Lodosta güzelim Akdeniz kıyılarına bir bakın!
Deniz atılan tüm pislikleri adeta Antalya'nın yüzüne çarpıyor:
"Alın pisliğinizi başınıza çalın "diye...
Bakın Lara sahillerine...
Otellerin kıyı sahilleri ilerlere kadar kahverengi. Bu deniz kirliliği değildir de nedir?
Siyaset,çekişme,kavga bilinen tek şey bu. Vatandaşı düşünen yok.
Antalya'nın tek bir denizi kalmıştı; yakındır onu da yok etmemiz yakındır.
Avrupa, çoğunluğu Akdenizden giden sebze ve meyvenin tarımsal ilaç kalıntıları ile dolu olduğunu söyledi ve geri gönderiyor. Bizimkiler ise sanki "gönderseler de biz tüketsek"dercesine sorumsuzlar.
Bu kamu vicdanına nasıl sığar? Artan hastalıklar ve çığ gibi büyüyen kanser vakaları hep bu sorumsuzlukların eseri.
Çok üzülerek söylüyorum; insanları bu güzel ülkede yaşamaktan soğutuyorlar.
Bunlara neden olan kimler mi?
Siz onları benden daha çok iyi biliyorsunuz...