Önce şiirler, destanlar, öyküler, oyunlar yazmayı denediler. Yaz Antalya çağrısına uyarak sevinçle, özenle bir araya geldiler. Şimdi de Antalya Büyükşehir tiyatro sahnesinde yazdıkları oyunları sahneye koyarak oynamak için çalışıyorlar.
Sayıları oldukça kalabalık Merih hocalarının yüreklendiren çağrısıyla bir araya gelen Antalyalı kadınlar, Büyükşehir tiyatrosunun sanat yönetmeni Müfit Kayacan’ın, sanatçı Bülent Patoğlu’nun, Kırmızı Kalem tiyatro topluluğunun genel sanat yönetmeni Kutsal Kaynak’ın eğitmenliğinde oyunculuk dersleri alarak 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde sahneye çıkmak üzere ter döküyorlar.
Hepsi o kadar hevesli ve gayretli ki görseniz şaşırırsınız. En güzeli de içlerinden birinin yazdığı oyunu canlandıracaklar. Zaman kısıtlı ama ben başarılı olacaklarından eminim. Kadın isterse nelerin üstesinden gelmez. Bu kadınlar da ocaklarında kaynayan yemeklerin altını söndürüp, çamaşırlarını geceden yıkayarak, çocuklarını da yanlarında taşıyarak sahnede yeni kimliklerini seslendirmeye çalışıyorlar. Klasik söylemdir hayatın kocaman bir tiyatro sahnesi olduğu… Hepimiz kendimize biçilen rolü oynadıktan sonra, çekip gideriz. Bu kadınlar, fazladan başkalarının rollerini de canlandırmaya çalışıyorlar.
Büyük bir keyifle ben de bu çalışmalara katılıyorum. Geçen hafta değerli genel yayın yönetmenimiz bir ödev vermişti. Bir gün hapishaneye düşerseniz, hangi suçu işlemekten içeri girebileceğinizi bir düşünün demişti. Hemen hemen katılımcıların hepsine sordum.Aldığım yanıtlar çok çarpıcıydı. En gencinden, en yaşlısına kadar cinayet işlemekten içeri girebileceklerini söylediler. Kimilerinin nedeni, çocuklarını korumak içindi. Çoğu ihanete uğradıkları için cinayet işlemeyi göze almıştı. En ilginç yanıt en gençlerinden geldi. Kendisine ihanet edeni, acı çektirerek usul usul öldürmeyi düşündüğünü söylemişti. Kimse hırsızlıktan, yankesicilikten, sahtecilikten filan içeri girmeyi düşünmemişti. Bana da sordular. Dilimi kalemimi tutamayıp, birilerinin fincancı katırlarını ürküttüğüm için siyasilerin koğuşuna atılabileceğimi söyledim. Gerçekten de öyle düşünmüştüm. Aldığım yanıtlar beni ürküttü. Bize neler oldu tanrım. Kadın denen nahif varlıklar nasıl oluyor da, düşsel de olsa öldürmeyi kurgulayabiliyorlar! Korku çağı mı oldu yaşadığımız yüzyıl. Nereye baksanız ölüm haberlerinden geçilmiyor. Gazeteler çarşaf çarşaf cinayet haberleriyle dolu. Televizyonlar öyle .Eskiden de bu vahşet var mıydı? Neredeyse naklen nasıl cinayet işlenir programları yayınlanacak. Yoksa eskiden de oluyordu da duyurulmuyor muydu? Bilemiyorum...
Nerden, nereye geldik. Güzel bir etkinliğin müjdesini vermek için kollarımı sıvamıştım. Yine de aklınızda bulunsun,.8 Mart Dünya kadınlar gününün gecesinde, Antalyalı kadınlar ilginç bir oyunla Belediye Tiyatrosunun sahnesinde perde diyecekler. Bütün Antalyalılar davetlidir. Soluk soluğa oynayacakları oyuna. Topluluğun adı henüz konmadı. . belki o güne kadar belirlenir. Benden duyurması. İyi seyirler efendim.