Geçen hafta “CHP’nin kedisi Şero” başlıklı yazılarımın yayınlandığı günlerde, Gazeteci Ahmet Dökdök’ ün Beyaz Akdeniz ve Antalya Bugün internet sitelerinde gazetecilerle ilgili yayınlanan yazısını dikkatinize sunuyorum:
ZORUNLU CHP YAZISI
CHP Antalya İl Başkanı Ömer Melli dün bir basın toplantısı yaptı. Toplantıdaki sohbet ortamında, Melli, bütün gazetecilere hitaben “Hepinizi CHP’ye katılmaya ve kaydolmaya davet ediyorum” diyor. CHP üyesi olarak İbrahim Akkaya, Songül Başkaya, Ahmet Başkaya, Adnan Çoban, Abdullah Yalçın, Salih Karadağ gazetecilik yapmaktadır. “Gazetecilikle siyaset bağdaşmaz” diye yazılar yazıldığında da bu yazılara en çok İbrahim Akkaya yanıt vermektedir ve eleştiride bulunanları “Çekememezlikle” suçlamaktadır. Bir parti başkanı kalkıp da bütün gazetecilere “Sizi de CHP’ye üye yapalım” diyor ise bunun iki amacı olabilir.
Bu davet hoş bir davet değildir. Ben gazetecilerin bir partiye üye olmaya davet edilmesini etik bulmuyorum. Gazeteci, siyaset yapabilir. Partiye üye olmak ayrı bir tartışma noktasıdır. Partiye üye olmakla, haberin tarafsızlığı yitirilecektir.
UĞUR MUMCU
Böylesine bir davet, “Araştırmacı Gazeteci”, “Dürüstlük abidesi”, “Kalemini asla satmamış” Uğur Mumcu’nun öldürülme yıldönümünde gündeme gelmektedir. Uğur Mumcu için “Hepimiz Uğur Mumcu’yuz” diye yazan arkadaşların Mumcu’nun sözlerinden yararlanmamaları da ilginçtir. Hafta başı Cumhuriyet Gazetesi’nde Uğur Mumcu’nun ağzından ve kaleminden doğrudan yazılan şuydu: “Gazeteci, siyasetçiyle mesafeli olmalıdır. Siyasetçi-Gazeteci ilişkisi kabul edilemez. Gazeteci–Sermaye ilişkisi de doğru değildir. Son dönemde bazı sermaye grupları gazete sahibi olmaya başlamıştır. Bu yanlıştır. Gazeteci tarafsızlığını, siyaseten ve sermaye açısından yitirmemelidir.”
Bu yazıyı bir İl Başkanının, gazetecilerin partiye üye olmasının doğal olacağını sanması üzerine yazıyorum. Gazeteci, her siyasetçiye, her partiye aynı mesafede durmalı, sadece halka yakın olmalı, halkın haklarını savunmak adına bu mesleği yürütmelidir. Bunlar benim düşüncelerimdir. İnşallah Melli’nin daveti, diğer parti yöneticilerine örnek teşkil etmez. Eder ise bu bizim tarafsızlığımızın ve güvenimizin sıfır noktasına indiğinin göstergesi olacaktır. (27 Ocak 2010 Ahmet Dökdök)
BİR UYARIM VAR
CHP üyesi olarak, Antalya’da Gazeteci İbrahim Akkaya, Songül Başkaya, Ahmet Başkaya, Adnan Çoban, Abdullah Yalçın ve Salih Karadağ, CHP’yi veya Genel Başkanı eleştiren yazı kaleme aldıklarında, ”ihtiyaç duyulduğunda” ihraç istemi ile disiplin kuruluna verilebilir, ihraç edilebilirler.
BİR DE SORUM VAR
Acaba İl Başkanı Ömer Melli’nin gazetecileri “CHP’ye katılmaya ve kaydolmaya davet ediyorum” derken amacı nedir? Onları partili yaparak baskı altına mı almak istiyor? Antalyalı gazeteciler bu oyuna gelirler mi? Bu konuda Alanya Gazeteciler Cemiyeti, Antalya Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun görüşleri nelerdir? “CHP’nin kedisi Şero” başlıklı yazımdan kısa bir alıntı ile bu tatsız konuya son vermek istiyorum:
O SENİN HÜSNÜ KURUNTUN
Neden? Savunmam bile alınmadan CHP’den “ihraç” kararı alınmıştı. Hem yazılı, hem de sözlü savunma yapacaktım. Kendisine Mimar olduğumu, aynı zamanda Yeni Alanya’da köşe yazdığımı söyledim. Şerocuğum çok zeki bir hayvan, “O halde ihraç nedenin yazılarından dolayıdır” der gibi baktı. Ben “Şerocuğum vallahi bilmiyorum. Ama bildiğin gibi, basın özgürlüğü var, Anayasa’da belirtilmiş. Zannetmiyorum, üstelik CHP basın özgürlüğünün en ateşli savunucusudur” dedim. Gergin bir miyavlama ile “O senin hüsnü kuruntun” der gibi baktı…
250 YAZININ İÇİNDEN SEÇİLMİŞ
Şero ile tanışmamız benim açımdan çok iyi olmuştu. En azından sıkıntılarımı anlatacak birini bulmuştum. Disiplin Kurulu ile randevum gereği yukarıya çıktım. Kurulda Şero’nun demek istediği gibi CHP ile ilgili 19 köşe yazımdan dolayı ihraç kararının alındığını öğrendim. Bu yazıları Alanya İlçe Başkanı Mevlüt Güven, şimdiye kadar yayınlanmış yaklaşık 250 yazımın içinden özellikle kasıtlı olarak seçmiş.