MEHMET ŞENER

GÜLDAL'LA 5 ÇAYI

NEŞE KAREL


İBRAHİM AKKAYA





AV. HASAN SUBAŞI


ERDOĞAN KAHYA


CELAL HAFİFBİLEK






Y.DOÇ.DR.İBRAHİM BAYKAN


ŞENAY BITIRAK

KUBİLAY ELDEMİRCİ

ÖZNUR TANAL

NİZAMETTİN ŞEN



SEHER SAYAN

VEYSİ SAĞLAM




İmkb

 ALTEMUR KILIÇ
Yandaş sanatçılar
08.02.2010

Başbakan Erdoğan’ın “Kürt Açılımı”na, güya “Demokratik Açılıma” sanatçılardan destek bulmak için, onlarla 20 Şubat’ta Dolmabahçe’deki “ofisinde”, “yuvarlak masa” yemeklerinde buluşacak! “ONE MİNÜT” şovundan sonra aklı evvel PR uzmanlarından yeni bir buluş, hem de yedi ayrı yörede sanatçıların “şovları” ile!
Bunları duyunca, “Şimdi ‘yandaş medyaya’ bir de ‘yandaş sanatçılar’ katılıyor” diye yazmak aklıma gelmişti… Fakat… Fakat Yılmaz Erdoğan, ben daha yazmadan, “Yandaş sanatçı damgası yemeyi önemsemiyorum” demiş… İnşallah “yemezsiniz”, sayın sanatçı Erdoğan! Göreceğiz!
Adı geçenlerden bazılarını tenzih ederim ama bunun kokuları, bazılarının sözlerinden belli oluyor!
KİM KAN İSTER?
Sanatçı olmaya gerek yok, kimse kan dökülmesini, “anaların ağlamasını” istemez… Hepimiz Güneydoğudaki artık “asimetrisi-simetrisi” kalmayan bu terör savaşının durmasını isteriz ve Orgeneral Başbuğ’un da dediği gibi, sorunun “herkesi”, PKK eşkıyalarının tümünü öldürmekle bitmeyeceğini de çok iyi biliriz. Bu terör başkaldırısının, “açılımlar” ve “şovlarla”, Kürtçe şarkı söylemekle, halay çekmekle, kısa vadeli göstermelik tedbirlerle ve de terörü başlattığı halde şimdi utanmadan “barış havariliği”ne kalkan PKK’nın, “onursal” lideri APO’nun aracılığıyla çözülemeyecek kadar, tarihi kökleri derin olduğunu ve asıl amacın “Büyük Kürdistan” olduğunu ama neden bitmeyeceğini, acaba, muhakkak çok kültürlü davetli sanatçılar biliyorlar mı?
Bu sanatçılara sorarım, hele tiyatrocularına sorarım: Silivri tiyatrosunda oynanmakta olan “Ergenekon Trajedisi”nin, hukuki tarafları bir yana, insani boyutlarından acılarından haberdarlar mı? Eğer biliyorlarsa, neden bu konuda suskundurlar… Farzı muhal, “Bitsin artık bu traji-komedi” diye bildiri yayınlansa, kaçı, hatta kaç aydın imzalar, imzalamaya cüret eder?
ERDOĞAN BİLİYOR MU?
Hatta Başbakanın “açılım” ısrarına bakılırsa, onun da, bunları, gerçekleri bildiğinden şüphe etmek gerekir! Eğer biliyorsa ve açılımın, Haber ve Silopi’deki ilk “şovunun” fiyaskosundan, ders almamışsa ve bu konunun ve terörün, “açılımım”, anlık tedbirlerle, sonuçlandıracağına hala inanıyorsa, o zaman ferasetine diyeceğim yok! Gafletin endazesi yok!
Ben Emine Ayna gibi, kıkır kıkır gülemesem de bu kadına hak veriyorum: “Açılım bitti, bitti!”
SUNİ TENEFFÜS
Kısacası “açılım” zaten ölü doğmuştu, Başbakan şimdi suni teneffüsle, sanatçıların nefesleriyle, “ölüyü” diriltmeye çalışıyor!
Sanatçılar 7 yörede “açılım” konserleri ve şovları yapacaklar… Muhakkak Ajda Pekkan ve Minik Serçe, İbrahim Tatlıses’le Kürtçe düetler yapacaklar… Şivan Perver'i de, yurtdışından davet ederlerse, yerinde olur, Ahmet Kaya diriltilemeyeceğine göre!
Davet alan bilumum sanatçılar muhakkak davete icabet edeceklerdir, emir büyük yerden, koşa koşa gideceklerini ve açılıma destek vereceklerini peşinen söylüyorlar! Acaba birisi çıkıp, çatlak sesle, “akordu” bozmaya kalkışır mı? Sanmıyorum; çoğunun “akortları” malum!
Bu “açılım şovları” AB ülkelerinde de yapılsa ne güzel olur. Geçenlerde benzeri Viyana’da, Avusturya Başbakanın huzurunda yapmıştı ve Şivan Perver türküler söylemişti!    Sanatçılardan sonra yazarlar da Dolmabahçe'deki yuvarlak masalara davet edilecekmiş, herhalde bizleri davet etmez. Yandaşlarının desteği “mâlum” ve de kesin; fazla masrafa ne hacet!
Sıra iş adamlarına, sendikacılara da gelir herhalde! Tekel işçileri de davet edilse, ne iyi el olur… Hiç olmazsa, davet edilenler, orada sıcak bir çorba içerler! “Özlük hakları” olmaz, “açılım” verelim!
SİNAN ÇETİN
Dolmabahçe'deki, “açılım” yemeklerine davet edilecekler arasında, sinematograf Sinan Çetin de vardır herhalde…
Hangi Sinan Çetin? Hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin’in ve Başbakanın önünde şu sözleri söyleyen Çetin: Almanya’da iken “Sizin oradaki savaş bitti mi?” diye sormuşlar. Cevap vermiş: “Biz başka bir ülkeyle savaşmıyoruz, dedim. O bombaları biz kendi ülkemizin içerisine atıyoruz. Üstelik orada ölen çocuklarımızın hepsinin üstünde TC hüviyeti var, yani biz kendi çocuklarımızı da bir yandan öldürüyoruz.”
“Açılımın” felsefesine ne kadar uygun!
İşte bu adam Cumhurbaşkanının davetiyle, onunla beraber, Hindistan’a gidiyor. Yeni filmler çevirmek için! Bakalım orada neler diyecek! Acaba sonra “Açılım” filmi veya “Ergenekon” filmi de yapar mı?



Bu Makale için Yazılan Yorumlar
 nail amudi
   DİL, KÜLTÜR VE KİMLİK ÜZERİNE!.. “Türkiye’de Kürtçenin Kürtler açısından farklı bir kimlik inşa etmesini caiz kılacak farklı bir anlam dünyası yoktur.” UNESCO tarafından ilan edilen “21 Şubat Uluslararası Anadil Günü” nedeniyle PKK ve siyasi uzantıları tarafından yapılan açıklamalarda; “Anadilde eğitim taleplerinin ‘bölünme’ ve ‘azınlık’ sorunu olarak nitelendirilmeden kültürel ve siyasal çoğulculuğun gerekleri olarak algılanması, konuya insan hakları ve demokrasi kapsamında yaklaşılması ve ilköğretimden üniversiteye anadilde eğitim olanaklarının geliştirilmesi gerektiği” yönündeki talepler yüksek sesle dile getirildi. Acaba, her dil mutlaka özgün bir kültüre mi tekabül eder?.. Kanaatimce bu soru, Demokratik Açılım tartışmalarında hayati bir yer işgal ediyor. Çünkü Demokratik Açılım’ı inşa eden, savunan ya da yürütenlerin argümanlarının odağını bu ön kabul oluşturuyor. “Açılım”ın istinat ettiği bu ön kabul, başka ve mağdur bir kültürel varlığın mevcudiyeti fikrine dayanıyor. Eğer böyle bir ilişki varsa, yani her dil kendine özgü bir kültüre tekabül ediyorsa ve yine eğer Kürtçe dil biliminin kriterlerine göre bir dilse, bu durumda Türkiye’de Kürtlere dair ayrı bir kültürden de bahsediyoruz demektir. Peki, kültür nedir?.. Kısaca kültürü, yaşama biçimi veya üslubu olarak tanımlayabiliriz. Bir insan topluluğunun hayatını yaşarken ortaya koyduğu, yani görünür kıldığı tüm soyut ve somut şeyler, bize kültüre dair bir anlama çerçevesi sunmaktadır. Yani şarkı, türkü, acı, hüzün ve bunların ifade ediliş biçimleri, halı, kilim motifleri, renkleri, kullanılan aletlerin biçimi, kullanma tarzı, toprağı işleme biçimi, yemekler, mabetler, ibadetler, bayramlar ve bunları kutlama biçimleri vesaire… Görüleceği üzere, kültür olarak tanımlanan her şey, insan topluluğunun hayatla, dünyayla, toprakla ve birbirleriyle kurdukları tüm ilişkileri anlatmaktadır. Ancak tüm bu görünür olanların arkasında insanın ve onun topluluğunun anlam dünyası olduğu unutulmamalı. Yine aynı dili konuşuyor olmak da her zaman o dili konuşanların, aynı kültüre sahip olduğu sonucunu üretmemektedir. Örneğin, kimi İspanyolca ya da Portekizce konuşan Latin Amerika toplulukları aynı zamanda birebir İspanya ya da Portekiz’deki halkın kültürünün devamı olduğunu söyleyebilir. Hadi diyelim ki, bu örnekteki coğrafyalar arasında kültürel temas bakımında çok büyük uzaklıklar var. Ortadoğu ve Kuzey Afrikalı topluluklarda da dil Arapça olmuş, fakat hiç birimiz Mısır’dan Fas’a kadar bu coğrafyalardaki insanların Hicaz Araplarının kültürünün bir devamı olduğunu söyleyemez. Tersine, hepsinin en yakın komşularıyla dahi ciddi farklılıklar gösteren özgün kültürlere sahip olduklarını görüyoruz. Öyleyse, ne her zaman aynı dili konuşuyor olmak ne kültürü aynı yapabiliyor, ne de farklı dil, anlam dünyasında derin bir farklılığa tekabül ediyor. Ayrıca, aynı dili konuşuyor olmak, bu dili konuşanları tek devlet yapmaya da yetmiyor çoğu zaman. Bununla birlikte aydınlanmadan bu yana seküler paradigmalar üzerinde şekillenen dünyamızda farklı diller, bu farklılıklar üzerinden siyasi sonuçlar istihsal etmek isteyen tüm güçler için elverişli bir alet olma hüviyetini muhafaza etmiştir, bu gün de etmeye devam ediyor. Bu konuda Gazeteci Yazar Hüsamettin Arslan, Star Gazetesi’ndeki köşesinde (28 Eylül 2009) ilginç saptamalarda bulunuyor; “Dil etnik değildir, otantiktir. Dil anlam’ı taşır. Kimliğimizi buyuran şey anlam’dır. Anlam dünya görüşümüzde ve değerlerimizde tecessüm eder. Bir an için dilleri anlam kriterlerine göre sınıflandırmayı deneyelim. Klasik sınıflandırmaya göre Kürtçe, Farsça ve Batı dilleriyle aynı kategoride yer aldığı halde, anlam bakımından Arapça ve Türkçeye, Almanca ve İngilizceden daha yakındır. Türkiye’de otantik Türkler ve otantik Kürtler farklı dilleri konuşuyorlar, fakat kullanım konteksleri birbirine çok benzer olduğu için, dilleri aynı anlamı üretir. Farklı kelimeleri ortak anlamlarda kullanırlar, farklı kelimelerle aynı dansı yaparız, ortak anlamların dansıdır bu. Türkçe, ‘Türklerin Dili’ olduğu için değil, politik şartlar bunu kaçınılmaz kıldığı için Türkiye’nin dilidir. Türkçenin Türkiye’nin yönetim ve eğitim dili olması imparatorluktan tevarüs edilmiş bir statüdür. Türkiye’deki otantik halkların Türkçeyi Türkiye’nin resmi dili olarak kabul etmek dışında bir alternatifleri olduğunu sanmıyorum. Çok dilli ülkeler vardır ve bundan daha doğal bir şey olamaz, fakat çok dilli devlet zordur. Hele Türkiye şartlarında imkânsızdır.” Hüsamettin Arslan’ın bu “ortak anlamlar” dediği nedir? Hiç şüphesiz bu coğrafyada bin yıldır üretilen ve görünür alana çıkan ve kültür adını verdiğimiz her şeydir. Yani mabetler, ibadet yapma biçimleri, türküler, halı kilim motifleri, mimari, tarlalar, bahçeler, kıyafetler, mutfak, yemekler, bayramlar, kutsal gün ve geceler, bunları kutlama biçimleridir. Hiç dikkat ettiniz mi bilmem, Kürtçe söylenen türkülerde farklı olan sadece dildir; ezgi aynı ezgidir, yani müziğin, yani ezginin o içimizde titrettiği yer aynı yerdir. Çünkü bu ezgiyi aynı coğrafya, aynı yaşanmışlık, yani aynı iklim üretmektedir. Hiç şüphesiz hepimiz bir dile doğarız. Bu dil bize önce bir anlam dünyası sunar. Bu dili diğer dillerden dışı itibariyle ayıran hiç şüphesiz ilk bakışta o dilin grameri ve sesidir. Ancak bu farkın başka bir kimlik üretmesi için bu fark yetmez. Başka bir kimlik için başka bir anlam dünyasına da ihtiyaç vardır. Öyleyse, aynı anlam dünyasına yaslanan, ancak farklı ses düzenine sahip bir dilin bize tek başına başka bir kimlik tayin etme gücü yoktur. Dolayısıyla kimliğimizi dil değil anlam üretmektedir. Bu noktada dikkat çekmek istediğim husus, Türkiye’de Kürtçe’nin Kürtler açısından farklı bir kimlik inşa etmesi caiz kılacak farklı bir anlam dünyası yoktur. Kürtçenin Türkçe ile olan farkı anlam’a değil gramer ve sese dairdir. Bu durumda Kürtçeyi siyasi bir projenin aracı haline getirerek, buradan küresel emperyalizmin bölgede kendi çıkarları için üretmeye çalıştığı devlet hedefi konusunda, öncelikle Kürt aydın ve siyasetçilerinin bir kere daha düşünmek mecburiyeti vardır. Son Söz... Kürtçe, Türkiye’de farklı bir kültürden, yani farklı bir anlam dünyasından doğmuyor. Bu halde dil üzerinden yürütülen tüm kimlik ve farklılık söylemleri meşruiyetini yitiriyor. İyi niyetlerden hiç şüphe etmesek dahi, dil üzerinden yürütülen ve son tahlilde egemenlik paylaşımı anlamına gelecek olan argüman ya da açılımlar, bu ülkenin hayrına bir gelecek vaat etmiyor. Nail Amudi
 
25.02.2010 Saat : 11:38

Makaleye Yorum Yaz
Adınız Soyadınız
E-Mail Adresiniz
Yorumunuz
   
 

Web sitemiz, yorum ekleyen kişiye ait ip adresi, e-posta adresi ve ad-soyad bilgilerini saklama ve resmi makamlarca istenildiği takdirde bu bilgileri yorumcu onayı alınmaksızın iletme hakkına sahiptir.
Yazarın Geçmiş Tarihli Makaleleri
08.09.2010 - Kader günü: 12 Eylül Pazar
07.09.2010 - Sömürü, sömüren, sömürge
06.09.2010 - Gözlerimin önünde büyüyen şehir: Alanya
04.09.2010 - Emretme komutanım!
03.09.2010 - Medya rezaletleri
02.09.2010 - Kokuşmuş şeyler var
01.09.2010 - 30 Ağustos bayram müjdeleri
31.08.2010 - Eski ramazanlar ve eski bayramlardan anılar...
30.08.2010 - Zafere doğru mu?
28.08.2010 - Aman Avcı vurma beni, yaralıyam!
27.08.2010 - Mızrak, çuval ve netice
25.08.2010 - 25. Kürt isyanı ilan edildi!
23.08.2010 - Gaflet, dalalet hatta ihanet
22.08.2010 - Alavere, dalavere
21.08.2010 - Gül gibi Cumhurbaşkanı
20.08.2010 - Sırtlanlara atılan gladyatörler
19.08.2010 - Sırtlanlara atılan gladyatörler
18.08.2010 - Baştan kokuşmuşluk
17.08.2010 - Eylemsiz eylem
14.08.2010 - Midas'ın kulakları
13.08.2010 - Fesata, nifaka dikkat!
12.08.2010 - Üslubu beyaan aynıyla Erdoğan
11.08.2010 - 25. Kürt isyanı
10.08.2010 - Nokta mı? Noktalı virgül mü?
09.08.2010 - İşgal ordusundan kurtuluyoruz!
07.08.2010 - Menderes, Erdoğan ve Işık
06.08.2010 - Maya bozuldu
05.08.2010 - Her şey a-normal
04.08.2010 - Ne oldu bize?
03.08.2010 - Seyit Rıza anıtı!

Site İçi Arama
Arama terimlerinizi girin

Şikayet Kutusu

Günlük Bülten

Adınız
Mail Adresiniz
 
Günlük haber bültemize kayıt olmak için e-posta adresinizi girerek abone ol düğmesine tıklayınız.

Trafik Denetimleri
Trafik

Nöbetçi Eczaneler

Alper
Adres
Elmalı Mah. 1.Sok no:21/A
Tel
241 38 66

Ananas
Adres
Varlık Mah. 100.Yıl Bulvarı Vesile Apt. No:48
Tel
248 97 40

Aytekin
Adres
Süleyman Demirel Bulv.Varsak Sağlık Ocağı Karşısı
Tel
417 80 11

Ayten Çetin
Adres
Yıldız Mah. Çakırlar Cad. Doğan Apt.No:26/1
Tel
345 48 71

Berkay
Adres
Dedeman Oteli Karşısı Park Bowling Karşısı
Tel
316 39 16

Deniz
Adres
Altındağ Mah. TRT Cad.151 Sk.15 Nolu sağlık Ocağı yanı
Tel
242 86 42

Deniz
Adres
Altındağ Mah. TRT Cad.151 Sk.15 Nolu sağlık Ocağı yanı
Tel
242 86 42

Ergün
Adres
Deniz Mah. 121. Sok. No:1/B Güllük PTT Arkası
Tel
241 63 64

Gökçen
Adres
Sedir Mah. Vatan Bulvarı No:34
Tel
345 28 64

Kübra
Adres
, Demokrasi Bulvarı No:14/A Manavgat
Tel
742 00 98

Muratpaşa
Adres
Milli Egemanlik Cad. 14. Sok. Savcı Apt. No:24/3
Tel
241 23 09

Paşa
Adres
Cumhuriyet Mah. Hastane Cad. Yamaç Sok. No:3 Gazipaşa
Tel
572 59 64

Rüzgar
Adres
Çağlayan Mah. 2000. Sok. Erkan Apt No:13/1
Tel
323 85 42

Sevim
Adres
Atatürk CAd. Sipahioğlu Sok. No:145 Alanya
Tel
511 75 54

Sinanoğlu
Adres
Hastane Cad. No:9 Gazipaşa
Tel
572 65 16

Şahin
Adres
Hasan Akçalıoğlu Cad. No:6/B Alanya
Tel
513 49 23

Şeref
Adres
Atatürk Bulvarı No:17/A Kemer
Tel
814 23 77

Tuna
Adres
Şevket Tokuş Cad. No:24 Alanya
Tel
519 03 11

Uslu
Adres
Müze Cad. Kale
Tel
871 66 18

Yeniköy
Adres
Cumhuriyet Meydanı No:46 Yeniköy
Tel
421 30 51


PROF.DR.NURULLAH AYDIN



GÖZDE İLE CUMA SOHBETİ

Dr. ORHAN ÖZÇATALBAŞ

ANTALYA ANILARI
AYŞEN OVALI BİNBİR



NAHİDE NAMAL


ŞENER AKINCILAR


SİBEL ÖZEL

AV. ZAFER KÖKEN


GÜNGÖR TÜRKELİ

HASAN H. KİLİT

TURGAY ALP



NURGÜLKÖKTÜRK

SEVİM MURAT




PROF.DR.AHMET AKTAŞ

VOLKAN ŞİMŞEK

Y. DOÇ. DR. FAİK ARDAHAN


ÖZER SARAÇOĞLU

DÖVİZ KURLARI
USD
 1.5106 YTL
EURO
 1.9272 YTL
POUND
 2.3201 YTL


Ana Sayfa | Seri İlanlar | Reklam Programı | Yerel Basın Haberleri | Önemli Linkler | Şiir Köşesi | İletişim | Künye | Editörden

www.antalyabugun.com web sitemizde yer alana yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları saklıdır.
www.antalyabugun.com'un onayı olmadan bu içeriklerin kopyalanması, yeniden yayınlanması veya yeniden dağıtılması yasaktır.