ACI KAHVE

AFİFE DEMİRTAŞ

afifedemirtas@hotmail.com

Döşemealtı ve birkaç sorun

Antalya ili, Döşemealtı ilçesinin nüfusu 44.000'dir. 13 mahallesi 4 beldesi 14 köyü vardır. Halısı ile ünlü Döşemealtı’nın Belediye Başkanı Nurettin Tursun’un özverisi göz ardı edilemez tabii ki, GENPA-MİGROS gibi AVM’lerin hizmete girmesi online tahsilatların yapılması ilçe halkı için büyük kolaylık. Gerçi Tursun Başkan Sol gösterip Sağ vurur, yani sağı solu belli olmaz hiç! Güzel bir belediye binasının yapılması dışında kim bilir daha ne projeler vardır, hayata geçmeyi bekleyen. Sosyal belediyecilik anlayışıyla sorunların yerinde dinlenmesi amacıyla 2011 ‘de Antalya Büyükşehir Belediyesi Döşemealtı Koordinasyon merkezi de açılmıştı.

Gerçekleşen güzel şeylerle birlikte mutlaka terslikler de olacak. Yaşam bu, acısıyla tatlısıyla insanoğlunu içine çekiyor. Ramazan Bayramı öncesi Döşemealtı Kaymakamı Mehmet Baygül makam aracıyla ciddi bir trafik kazası geçirmiş, yaralı olarak kurtarılmıştı. Geçmiş olsun dileklerimi iletmiştim, umarım ki tez zamanda sağlığına kavuşur Kaymakam Bey.  Ayrıca Döşemealtı ilçesine bu denli yakınlığım, oğlum, bu güzide ilçeyi tercih etti ikamet için, hem Basın Servis Sorumlusu başarılı arkadaşım: Okan Dilek vasıtasıyladır.

Bir de yaşadığı yerin tarihsel, kültürel, coğrafik yapısını bilmeyenler ATSO’NUN sponsorluğunda yayımlanan Yazar Giray ERCENK’in kaleme aldığı çok baskılı “Dünden Bugüne DÖŞEMEALTI” kitabını tezden sahiplensinler. Böylelikle şimdiki su sorunların nereden kaynaklandığını öğrensinler. Su Saklama Yapıları-Kuyular-Sarnıçlar hakkında bilgilensinler. Toplum olarak hazırcıyız, kolaycıyız. Yaşadığımız bölgeden şikâyetçiyizdir hep ama yerel radyo dinlemez, yerel televizyon izlemez, yerel gazete ve yerel kitap okumadığımızdan hangi makama başvuracağımızı dahi bilmeyiz. Evlilik programları, oyunlar, saçma sapan beyni uyuşturan sunular daha cazip geliyor herhalde. Ondan sonra sıkışınca ahkâm kemsek âdetimizdir bizim. Aslında emperyalistlerin istediği bu, pornografiyi, oyunları, uyuşturucuyu sokmakla, gençlerimizi politika yapamaz, üretemez, düşünemez duruma getirmektir maksatları. Yavaştan enjekte ediliyoruz zaten. Bu saatten sonra ilkin kendimize karşı duyarsızlaştık, toplumsal sorumluluk, bilinç beklemek komik olur artık.

Neyse efendim; Döşemealtı Atatürk Devlet Hastanesi Hüseyin Savaş Semt Polikliniği önündeki Hacı Kozak Caddesi üstünde oturanların vay haline! Hastanede yatan hasta yok, yalnızca muayene gerçekleştiriliyor, ayakta tedavi ama çevre sakinleri araçların gürültüsünden, hayli şikâyetçi. Yola hız tümseği yapılmış sadece, yetersiz önlem.

Doğal olarak okul çevresinde azami sürat 40 km diye uyarı levhası konmuş. Fakat,“DİKKAT YAVAŞ-HASTANE!” denmemiş ne hikmetse.  Oysaki bizim vatandaşımız dürtülmekten anlar ancak. Hastaları, yaşlıları, bebekleri, sabah erkenden işlerine, okullarına gidecekleri düşünen yok. Bu bölgede 2010’da açılan “Güzide Bayram “parkı dinlence yeri, yazın ışıl ışılmış, kışın ise zifiri karanlık, geceleri sokaklar da ıpıssız. Kısacası sizin anlayacağınız görünen mekânlar makyajlı yalnızca.  Baktığımda ana caddeleri, refüjleri, çiçekler süslerken içerideki caddelerde kaldırım bile yok. Bekletilmesinin nedeni seçim yatırımı mı acaba(!)diye akla geliveriyor ister istemez. Fettah Tamince’nin Döşemaltı’na kurduğu Antalya Üniversitesi, ilçeyi yeni eğitim döneminde hareketlendirecek, en doğrusu öğrenci bölgesi olup çıkacak ve böylelikle kampustaki, sosyal tesislerde kal(a)mayanlar ev kiralarını yükselteceklerdir mutlaka.

Döşemealtı deyince bir hikâyemi anımsarım hemen. Yıllar yıllar yıllar önceydi, ev sahibimizin kira artış bedelini yüksek bulmuştuk ve itiraz etmiştik. Ondan aldığımız cevap: “Gidin Döşemealtı’na, orada oturun!” Yaşam standardı yüksek olan bizi küçümsemişti adeta. Meğerse adam ileriyi görüyormuş, ya da kalpgözü açıkmış. Keşke ev sahibimizin sözünü tutup Döşemealtı’na yerleşseydik, belki de toprak ağasıydık şimdi.

Gelişmekte olan bölgelerde sorun(lar) kaçınılmazdır. Döşemealtı’nda araçların çoğu trafik ışıklarına riayet etmiyor, kırmızı ışıkta geçenler yüzünden sıkça kazalar oluyor. Hele Döşemealtı’na döndüğünüzdeki ilk kavşakta sinyalizasyon mevcut, hatta mobessa da yerleştirilmiş sanırım, peki bu alet çalışıyorsa caydırıcılığı nerede? Denetim niçin yetersiz ya da yapılmıyor. Hala köy zihniyetinden kurtulamamışların düğünleriyse etrafa tehlike saçıyor. Ardı ardına takır takır silahlar patlatılıyor, balkonlara korkudan çıkamayanlar, tedirginleşenler polise şikâyetini bildiriyor, lakin ne gelen var ne de giden. Memur beylerin akraba düğünü mü acaba(?) gerçekleştirilen düşüncesi beliriveriyor ansızın. Denetimler sıklaşsın, millet canını sokakta bulmadı değil mi ya! Ne kentli ne de köylü olan halk, uygarlığın kural demek olduğunu özümseyememiş henüz.

En önemli diğer sorunlarından birisi de çeşme sularının aşırı derecede kireçli olması. Yine yıllar yıllar yıllar öncesiydi o zamanın bevliyecisi, şimdilerin ürologu bana: ”Antalya’nın suyunu 6 ay içen birisinin böbreklerinde taş olmaması imkânsız” demişti. E-ee o vakitler damacana sektörü yoktu, mecbur tüketiyorduk ve taş düşürüyorduk sancılarla. Şimdiki sancımız ise suyla çalışan tüm elektronik eşyanın iptal olmasından kaynaklanıyor. Allah yapımı kul böbreğine 6 ay taş oluşumu biçen doktor haklıydı ve insan yapımı cihazlar sırf bu nedenle tezden arızalandı. Yeşilbayır’ın eski belediye başkanı Hasan Akalın zamanında doğal gaz altyapısı döşendiği halde yüklenici firma Olimposgaz, muhtemelen önceliği nüfusa göre diğer ilçelerde kullanıyor. Yanılmıyorsam Konyaaltı’ndalar şimdi. Döşemealtı’ndaki Ana caddelerde bağlantı olmasına karşın yan yollarda halen yok. Taş bitti, inşaat durdu mu yani!

 Nurettin Tursun, belediyeler birleşmeden önce Yeniköy Başkanıydı. Doğalgaz için halk, 300 kadar imza toplayıp Olimposgaz firmasına kendilerine öncelik tanınması için müracaat ettiklerini söylüyorlar. Döşemealtı’ndaki villalar fahiş fiyata pazarlanırken ve her yerde Antalya’nın incisi olarak tanıtılan ilçede yaşayanlara ne yazık ki yeterli duyarlılık gösterilmiyor. Ayrıca yolcusu az minibüslerin hız sevdası gün geçmiyor ki kazayla sonuçlanmasın.

         Diyeceğim şu ki: Döşemealtı’ndaki kireç oranı Antalya’dan belki yüz misli daha fazla, inanılmaz oranda! O nedenle belediyenin, ASAT işbirliğiyle buna acilen çözüm üretmesi gerekiyor. Termasos Pompa İstasyonundaki toplama depolarına, kuyulara arıtma mı takılır, yoksa ne yapılır bilemem, onu göreve talip olanlar bilecek artık…

            Doğrular değişse de gerçekler değişmiyor,''Görünen'' değişse de ''görülen'' değişmiyor işte…

Makaleyi Paylaş
Yayın Tarihi
25.08.2012
Okunma Sayısı

8735


Bu Makale için Yazılan Yorumlar

Abdullah Şanal
Yaşadığı yöreyi inceleyen,gözleyen,görüp gösteren yazıları sever;yazarları kutsarım.Yerlden,evrensele gidiş;insanın köyü ve kenti içerisinde kendisini görüp yeniden değerler üretmesidir bu çaba.Narçiçeği Antalyam kitabımda,Döşemealtı,Aksu,Kepez merkez ilçelerimize de birer yazıyla yer vermem gerektiği düşüncemi tetikledi bu yazı.Afife iyi ve bilinçli bir yazar.Kentimize ilişkin bütün yazıları dikkatle okunmalı.....


Makaleye Yorum Yaz