Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
TAYLAN ERTEN
ANKARA MEKTUBU
mail_outline : taylanerten1907@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

27.11.2017

Okunma Sayısı

224

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Cehalet tavana vururken…

Memleketin canına okunmuş eğitim sisteminde durmadan değiştirilen sınav düzenleri, tarikatlar, kimi vakıflar marifetiyle “dincilik sosuna” bulanan “müfredat” sokuşturmaları, imam hatip yönlendirmeli okul yerleştirme kaşkarikoları gibi “yenilikler” ahalinin cehalet ortalamasını yükseltirken, nitelikle ilgili bütün ölçütleri de altüst ediyor.

Yani, lâfı kısaltırsak, yaşadığımız zamanın sosyal denklemini şöyle yazabiliriz:

Toplam cehalet tavana vurduğunda, toplam nitelik kafa üstü dibe çakılır!

Toplam nitelik; bir toplumun “ortalama bilgi birikim seviyesini” ifade eder. Buna sosyo kültürel yapının inanç boyutunu oluşturan “dini bilgi seviyesi” de dahildir.

Hele hele, bu dönemin ana karakterini belirleyen harika kavram “dinbazlık” alıp başını gitmişken…

Ahlâksızlık, çıkarcılık, yolsuzluk ve her türlü rezillik gibi sadece dünyevi yasaların, ölçütlerin, kuralların değil “saf dini inancın” da ret ettiği söylenen daha nice kötülük, siyaset seviyesinde meşrulaştırılmışken…

Cehaletin, yobazlığın tortularında kaybedilmemiş dini bilgi, toplumun ortalama bilgi bileşiminde nitelik seviyesini belirleyen ana faktörlerden biridir. Bu nedenle önemlidir.

ÜNİVERSİTE DIŞLANIYOR

79,9 milyonluk nüfusunun 48 milyonu yoksulluk sınırının altında, yoksulluk sınırında veya “yaşam mahrumiyeti” diyebileceğimiz yoksunluk düzeyinde yaşayan bu ülkede neredeyse ana okulundan başlayarak orta öğretimden üniversiteye kadar bir öğretim kurumuna “kapağı atmanın” maliyeti, çocuklarına çağdaş öğrenim imkânı sağlamak için varını yoğunu harcayan ebeveynlerce çok iyi bilinir.

Ne var ki, kendi çocuklarını ABD’nin, Avrupa’nın kimi çurçur, kimi adı sanı çıkmış üniversitelerine gönderirken, yönettikleri ülkenin çocuklarına tarikat kurslarını, imam- hatip okullarını reva gören siyasi iktidarlar meselenin bir tarafıyla asla ilgilenmezler.

İlgilenmedikleri içindir ki…

Bugün 12 bin 366’sı yüksek lisans (master), 798’i doktora seviyesinde toplam 13 bin 164 eğitilmiş kişi Türkiye İş Kurumu (İŞKUR)’nun kayıtlarında kendilerine “iş verecek” birilerini bekliyor.

Yine bugün yüksek lisans ve doktora seviyesindekiler dahil, toplam 342 bin 986

lisans mezunu (üniversite), 92 bin 474’ü 1 yıl ve daha fazla beklemelerine rağmen, iş bulabilmiş değiller.

NİTELİKSİZLİK DİBE VRUYOR

Okuyacağınız bu paragraf Bizim Gazete’nin 5 Ekim 2017 tarihli sayısındaki yazının bir bölümü. Niteliksizliğin egemenliğini anlayabilmemiz için tekrarlamak ihtiyacını duydum.

“TÜİK verilerine göre, Türkiye’nin nüfusu 79 milyon 814 bin kişi. Bunun 12 milyon 989 bini (yüzde 16) 15-24 yaş aralığındaki genç nüfus. Şimdi sakin olun! Bu yaş dilimindeki 3 milyon 120 bin genç eğitim-öğrenim sisteminin herhangi bir aşamasında yer almıyor.

12 milyon 989 bin gencin, ki 2017’de 13 milyonu bulduğunu varsayabiliriz, 2 milyon 600 bini de, sanayi, tarım, hizmet gibi üretim ve katma değer yaratan sektörlerin istihdamında yok!

Bu ülkeyi yıllardır, 15-24 yaş grubundaki yaklaşık 13 milyon gencin 6 milyonunu eğitimsiz, öğretimsiz, işsiz, amaçsız, “yarınsız” kaderine terk ederken, ahalinin yapacağı çocuk sayısını açık artırmaya çıkaran bir siyasi iktidar yönetiyor.

İşin daha da tuhafı, hem bu iktidar hem de ekonomi üstüne ahkâm kesen lâf erbabı, “dinamik genç nüfus” böbürlenmesini dillerinden düşürmüyor. “Dinamik genç nüfusun” içler acısı hâli bütün çıplaklığıyla ortadayken…

Nasıl yaşarlar, nasıl geçinirler, ne yaparlar, ne ederler? Ne bugünkü ne dünkü İktidarların umurlarında olan, terk edilmiş, devletin istatistik rakamlarından ibaret, âdeta “buharlaşmış” bu sosyal kesimin varlığı kimsenin yüzünü kızartmıyor!”

Evet, üç yetmez dört, beş çocuk doğurun diye “fetva” üreten ve parasal teşvik sağlayan siyasi iktidar, ortaya çıkan bu sosyal, eğitsel ve ekonomik meselenin ağırlığını umursamıyor. Oysa, bu mesele, cehaletin ve her türüyle “lumpenliğin” en verimli ikliminde sürekli virüs üretiyor.

Üniversite ve üstünde iyi kötü öğretim ve eğitimden geçmiş yüz binlerce genç işsizlikten, okulsuz ve eğitimsiz milyonlarcası ise kaderine terk edilmişlikten kıvranıyor. Ve… İktidar sahipleri Türkiye’yi “büyütmekle” övünüyor!

 

 

MAKALE Yorumları