Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DR. NEZİHİ BAYIK
AKLIMA NE GELİRSE
mail_outline : nezihi@dr.com
Dinle

Yayın Tarihi

30.08.2017

Okunma Sayısı

1560

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Kurban kim?

Tüm bu önlenemez hayvan katliamının, ilk çocuğun kendisinden sonra doğan kardeşini kıskanması gibi basit bir olay yüzünden başladığını söylesem, inanır mısınız?

Bu da nereden çıktı dememeniz için, önce size kardeş kıskançlığından biraz bahsedeyim.

***

Düşünsenize, ana-babanızın tek çocuğu olarak bir eli yağda bir eli balda, istediğiniz önünüzde, istemediğiniz ardınızda, bir dediğiniz iki edilmeden prensler ya da prensesler gibi yaşıyorsunuz... Bir gün anne ve babanız karşınıza dikilerek, -sizi kandırmak için ellerine aldıkları bir oyuncakla- leyleklerin size bir kardeş getirmek üzere yola çıktığının “müjdesini” veriyorlar. Bu kardeşin, henüz kendisi gelmeden size bir hediye gönderdiğini söylüyorlar... Bir anda ne olduğunuzu şaşırıp, kendinizi 7 Haziran 2015 seçimlerinde sandıktan koalisyon çıktığındaki A.K.P. gibi hissetmez misiniz?

Hala çocukları leyleklerin getirdiğine inanacağınızı sanmalarına mı yanarsınız, yoksa yıllardır tek başınıza sürdürdüğünüz saltanata ortak geliyor olmasına mı? Hele bir de aptallık edip, kardeşi olan birkaç arkadaşınızın gazına gelerek, anne babanızdan o kardeşi siz istediyseniz!

Yapacağınız iki şey var; Ya ablamın anne ve babama yaptığı gibi hediye oyuncağı yerlere atıp parçalayarak “Kardeş falan istemem. Hediyesini de alıp gitsin” diye dövüneceksiniz; Ya da bu “acı haberi” çok sevinmiş numarası yaparak tevekkülle karşılayacaksınız...

Sonuçta, atı çalan Üsküdar’ı, annenizin hamileliği de 6 ayı geçtiyse yapacak bir şey yok!

***

Adem ve Havva’nın büyük oğulları Kabil de kendisine kardeş geleceğini öğrendiği zaman benzer duyguları hissetmiş olmalı ki, kardeşi Habil’e ömrü boyunca düşmanlık beslemiş… İki kardeş birbirlerinden çok hoşlanmasalar da büyük bir sorun yaşamadan yıllar geçirmişler... Kabil çiftçilik yapıyormuş, Habil “Aman ağabeyimden uzak olayım” diyerek koyun çobanlığını seçmiş…

Bir gün nereden aklına estiyse, Kabil, yetiştirdiği ürünlerin bir kısmını Tanrı’ya adak olarak sunmak istemiş... Habil bunu duyar da boş durur mu? O da hemen yetiştirdiği koyunlardan birkaç tanesini keserek, adak olarak abisi Kabil’in ürünlerinin yanına koymuş…

Ertesi sabah adaklarını sundukları yere geldiklerinde bir bakmışlar, Kabil’in sunduğu tarım ürünleri hiç dokunulmadan olduğu gibi dururken, Habil’in koyunlarının yerinde yeller esiyor!

Hiç koyunları bir başkası mı yürüttü yoksa başka hayvanlar mı yedi diye düşünmemişler bile! Tanrı’nın sunulan adaklardan koyunları beğendiğini, tarım ürünlerini beğenmediğini zannederek kavgaya tutuşmuşlar. Bu aşağılanmaya dayanamayan Kabil, kardeşini oracıkta öldürüvermiş!

***

İşte tarihin bu ilk cinayetinden beri, her inançtan insanlar, inandıkları tanrılarına kanlı, canlı adaklar sunmaya başlamışlar. Koyunları adak olarak kabul ederken tarım ürünlerine elini bile sürmeyen tanrılarının etobur olduğunu düşündükleri için, dünyayı paylaştıkları her türlü canlıyı öldürmeye, yemeye, sömürmeye, yok etmeye, kendilerinden aşağı ve değersiz görmeye başlamışlar.

***

Bir canlının başka bir canlıyı yemesi doğanın kanunu... Dünya üzerindeki tüm canlı türleri, ihtiyaçları olan enerjiyi, yedikleri besinlerden sağlıyorlar. Bitkiler güneşten, ot yiyen hayvanlar yedikleri bitkilerden, et yiyenler ot yiyenleri yiyerek, üst düzey canılar da hem bitkileri, hem ot yiyenleri, hem et yiyenleri yiyerek enerji ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Canlıların birbirleriyle beslendikleri bu zincire, besin zinciri deniliyor.

Bilim insanları 2013 yılında insanın besin zincirindeki yerini (trofik seviye) tam olarak saptamayı başardılar. Buna göre, dünyada 1 ile 5,5 seviyesi arasında olan besin zinciri skalasında, biz insanlar yaşadığımız coğrafi bölgeye göre 2,0 ila 2,6 seviyesi arasında yer alıyoruz. Hamsiler ve domuzlar da bizimle aynı seviyedeler. Bitkiler skalanın en alt ucunda, katil balinalar gibi üst düzey avcılar ise 5,5 ile en üst seviyede yer alıyorlar. İnsanlar besin zincirinde ortalarda yer almalarına rağmen, alet ve teknoloji kullanmaları sayesinde kendilerinden üst seviyelerdeki hayvanları avlayabiliyorlar.

Araştırmacılar, et, balık ve besi hayvanı temelli beslenen ülkelerdeki insanların besin zincirindeki yerlerinin diğer ülkelerdeki insanlardan yukarıda olduğunu bulmuşlar. Besinlerin ortaya çıkardıkları enerji ve vücudumuzun en fazla enerji kullanan organının beyin olduğu birlikte değerlendirilirse; et, süt, yumurta ve balık ağırlıklı beslenmek, insanın zeka gelişimine de katkıda bulunuyor.

***

Dünyada bir yılda kişi başına düşen et miktarının en fazla olduğu ülke 120,2 kilogram ile ABD. Türkiye, bir yılda kişi başına düşen 25,3 kilogramlık et tüketimiyle, Amerika’dan 4,5 kat az et tüketiyor. Et tüketimimiz, kurban bayramına denk gelen dönemlerde yüzde 30 artış gösterse de, genel olarak her yıl biraz daha azalıyor. Mısır, Tayland, Namibya, Guatemala, Özbekistan, Myanmar, Timor, Fiji, Filipinler, Ermenistan gibi ülkelerden kötü durumdayız... Dünyada nüfusunun büyük bölümü Müslüman ya da resmi dini İslam olan 63 ülkenin çoğunluğu, et tüketiminde alt sıralarda yer alıyorlar...

A.K.P.’nin 15 yıllık iktidarında, et fiyatlarındaki artış yüzde 300’e yaklaştı. Hayvancılık son nefesini verdi verecek!

Balık deseniz; dünya balık tüketim ortalaması kişi başına 15 kilo iken, üç tarafı denizlerle çevrili olan bizde, bir kişi yılda ortalama 5 kilo balık tüketiyor ve bu rakam her geçen yıl biraz daha azalıyor.

***

Sorunlarımız, her yıl kurban bayramlarında 3 – 5 milyon hayvanı kurban etmekle hallolmadığına göre...

Türkiye başta olmak üzere, herhangi bir İslam ülkesinde başa geçen “dindar” iktidarlar, bir sürü İmam Hatip Okulu açıp, istemeyen gençleri bile zorla imam yapmaya çalışacaklarına, bol bol mera ve kasap dükkânı açsalar; Hayvancılığı ve balıkçılığı teşvik ederek et ve balık fiyatlarını ucuzlatsalar; Vatandaşlarının zekâlarının hayvansal gıdalarla gelişmesini sağlasalar...

Hem İslamiyet’e işe yarar bir hizmette bulunurlar...

Hem de Müslümanların “cehalete kurban gitmesini” engellemiş olurlar!

MAKALE Yorumları