Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
AFİFE DEMİRTAŞ
ACI KAHVE
mail_outline : afifedemirtas@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

06.09.2017

Okunma Sayısı

215

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Modern kölelik

Hukuki, iktisadi, sosyal bakımdan hür insanlardan farklı ve asgari statüde kabul edilen kimse KÖLE’dir.  7 Eylül 1956, dünyada köleliğin resmen milletlerarası anlaşmalarla kaldırıldığı gündür.

Köleliliğin tarihçesini irdelersek eğer: Eski Mısır ve Yakındoğu’da savaş esiri kölelerle, komşu kabile veya kavimlerden kaçırılan insanlar, babaları ya da başka yakınları tarafından köle diye satılan çocuklar, borçlarına veya işledikleri suçlara karşılık köle konumuna geçirilen insanlar büyük sayıya ulaşmaktadır. Kölelik yedinci yüzyıl başlarında topluma yerleşmiş, çağdaş ve güçlü devletlerin can simidi olmuştur. Kewin Bales: Dünyada önde gelen “Kölelik” uzmanlarından biri. Londra’daki Surrey Üniversitesi’nde Sosyoloji Profesörü o. Birleşmiş Milletlerin “Kölelik ve insan ticareti” konusundaki danışmanlarından hem. Kölelik konusunda beş kıtayı adım adım dolaşmış, korkutucu sonuçlarını da raporlarıyla dünyaya duyurmuş. ‘Köleliğin ne zaman sona erdiği sorulduğunda, birçok kişi; 1865 yılında diye yanıtlayacaktır. Oysa bu hikâyenin yarısı bile değil’ diyor Kewin Bales.

         Bales’in araştırmalarına göre, kölelik yasal olarak çoğu ülkede 1990’lara kadar sürmüş. Hâlen de yasadışı olarak çeşitli yerlerde devam ediyormuş. Şu anda emeklerinin karşılığını almadan, hiçbir sosyal güvencesi olmadan, “bozulduklarında” yenileriyle değiştirilmek üzere, yirmi yedi milyon insan çalıştırılıyormuş. Günümüzdeki köleliğin, geçmişteki kölelikten ne farkı var ki? Daha kötüsü köleliğin, bugünkü ekonominin önemli bölümünü oluşturması ise içler acısı bir durum. Ne yazık ki hepimiz, bilinçsizce bu çarkı döndürüyoruz. Çarpıcı örneklerden birisi de ülkemden: “Mevsimlik İşçiler.”

Kadro, kanunla engellenmişti.

Bilindiği üzere 5620 sayılı Kanun ile kamu kesiminde altı aydan fazla çalışan geçici işçiler daimi işçi kadrolarına alınmıştı. Ancak aynı kanunun geçici 1. maddesi ile de altı aydan daha az çalışan geçici, kampanya ve mevsimlik işçilerin sürekli işçi kadrosuna geçirilmeyeceği düzenlemesi yapılmıştı.

İşçi, çalıştığı yıl içinde 120 gününü dolduramadığından, sağlık hizmetlerinden yararlanamamaktadır. Eski yasada 5000 iş günü olan emeklilik günü 9000 güne çıkarılmıştır. Çalışma süresince 120 günlük SSK Gününü dolduramayan mevsimlik işçinin emeklilik hakkıysa yoktur. Yeni yasayla birlikte mevsimlik işçilerin isteğe bağlı emekliliği, eylemsel olarak ellerinden alınmış. Mevsimlik işçiler, çalışma sürelerinin belirsizliği yüzünden emeklilik, SSK gibi sosyal güvencelerinden de yoksun bırakılmışlardır.

Yenidünya düzeninde köleliğin şekli de farklı hâle bürünüyor. Ücret, makam, daha iyi sosyal durumun kaybından korkan kişi kendi isteğince değil de, bu olanakları sağlayanların istediğince yaşıyor.

         Örneğin; aşiret reisi, fabrikatör ya da çiftlik ağası, kanuna uymayan hâllerde bile yaptırımı olan bir konumda olabiliyor. Böylelikle hukukun genel insani değerlerin dışında, şahsi iradelerin uygulamalara yansıdığı ve bu uygulamalarla karşılaşan insanların modern kölelere dönüştüğü düzen ortaya çıkıyor o zaman da.

         Sözün özü: neyi hak ediyorsanız o şekilde yönetiliyorsunuz. İyi şeyleri hak etmekse bedel gerektirir. Özgürlük adına yaşam bile bir bedel olsa, feda edilebilir. Herhangi bir haksız uygulamanın içinde yer almak, “Ne yapayım ben emir kuluyum” şeklinde kendini temize çıkarmaya çalışmak, özünde ve tümcenin kendi içinde kölelik ruhunu ortaya koymaktadır. Nasıl “rüşvet” isim ve ifade değiştirerek kılıktan kılığa giriyorsa, günümüzdeki kölelik de kılıktan kılığa girerek isim değiştiriyor işte.  

MAKALE Yorumları