Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
ABDULLAH YALÇIN
GÜNDEM
mail_outline : 07abdullah@mynet.com
Dinle

Yayın Tarihi

25.11.2017

Okunma Sayısı

234

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Planlama ve konut satışları

Ülkelerin gelişmişliklerinin kriterleri bellidir.

Öncelikli olarak da kentlerin çağdaş, modern, yaşanabilir olması gerekir ve bunun içinde şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı üzerine kararlar alınması gerekir ki ileri de telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurmasın.

Yapılacak olan planlamalarda günü kurtarma adına değil, en az 50 – 100 yıl sonrasını düşünerek olmalıdır. Bunun için de kentleşmelerde ileriye dönük nüfus projeksiyonları belirlenmelidir.

Aslında bu bilgiler bilinen gerçeklerdir ama bugüne kadar bu bilgiler doğrultusunda değil de “En kötü plan plansızlıktan iyidir” mantığı ile günü kurtarma politikaları uygulanmıştır.

Günü kurtarma politikalar ise bugüne kadar hem siyasi rant kazandırmıştır, hem de birilerine rant kazandırmıştır.

Dolayısı ile turizmin lokomotifi olan Antalya gibi bir kent her ne kadar turizm sayesinde milyonlarca yabancı ve yerli turisti ağırlıyorsa, bu kentle ilgili geçmiş yıllarda alınan yanlış kararlardan dolayı çarpık yapılaşmasından dolayı değil, özellikle sahil bölgelerinde ki 5 yıldızlı turistik tesislerle ilgilidir.

Onun içindir ki, Antalya’ya gelen turist kaldığı otelden çıkmıyor.

Antalya, geçmişte bir Burdur ilinin nüfusu kadar göç alırdı. Bundan dolayı da ileriye dönük gerçekçi nüfus projeksiyonları yapılmadan, plan bütünlüğünün sağlanması adına düzgün planlamalar yapılmadı.

Yapılan hesaplamaların tamamı; özellikle kent merkezine turisti çekebilmek adına cazibe merkezlerine yönelik proje ve kış sezonu ile yaz sezonu oluşan nüfuslara göre projeksiyon üretme üzerine değil, dediğim gibi rant üzerine olmuştur.

Bundan dolayı da sürekli olarak yeni yerleşim yerlerinin açılması için başta tarım alanları olmak üzere alt yapısı olmayan yeni yeni yerleşim alanları imara açılarak öngörülen nüfus projeksiyonun aksine yeni nüfus yoğunluğu arttırılmıştır.

Geçmişte yoğun göç alan büyük metropol kentler bugün göç vermeye başlamıştır. Bunların başında da Antalya gelmektedir.

Göç veren kentlerde yeni yerleşim yerlerinin açılması ne şehircilik ilkelerine ne planlama esaslarına ne de kamu yararına değildir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) konut satışları ile ilgili yeni bir istatistik verileri açıkladı.

TÜİK’e göre Türkiye genelinde konut satışları bir önceki yıla oranla yüzde 5,7 oranında azaldı.

Antalya’da 2016 yılı Ekim ayına oranla konut satışları yüzde 2,9 oranında azaldı.

Bu bilgiler ortadayken, hala Antalya’da hem yeni yerleşim alanları yaratıyoruz hem da yüksem emsallerle betonlaşarak yeni nüfus yaratıyoruz.

Antalya’nın Muratpaşa, Kepez, Konyaaltı, Döşemealtı ve Aksu ilçelerini kapsayan 1/25 bin ölçekli Nazım İmar Planı yargı tarafından iptal edilince, yakın zaman içinde Antalya Büyükşehir Belediyesi, Serik ilçesini de dahil ederek 6 ilçe için yeni bir 1/25 bin ölçekli Nazım İmar Planı yaptı ve meclisten de onaylandı.

Bu planın onama sınırı dar bölgeleri kapsamı kapsıyor. Yani devletin yatırım yapacağı bölgeler, Kemerağzı-Kundu gibi turizm bölgeleri, planlaması tamamlanan ve 200 bin nüfusu barındıracak Kırcami bölgeler plan onama sınırı dışına bırakıldı ve 2040 yılını hedef alarak yaklaşık 3 milyon nüfus öngörüldü.

Günümüzde göç alan değil, göç veren bir Antalya için böyle bir planlama elbette ki kentin gelecekte yaşanamaz hale geleceğinin göstergesi olacaktır ve bunun göstergesini de bugün TÜİK’in verileri ile öğrendiğimiz gibi konut satışları giderek azalması kaçınılmaz olacaktır.

 

 

 

MAKALE Yorumları