Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close

ÖZYEĞİN, “HEDEF İYİ BİR ORTAK YARATMAK”

Dinle
ÖZYEĞİN, “HEDEF İYİ BİR ORTAK YARATMAK”
Özyeğin, “Üçüncü kuşak arasındaki düzeni onların gerçeklerini bilmeden, hangisinin işle ilgileneceğinden, ne yönde eğitim alacağından bihaber iken yazmak daha jenerik bir sisteme geçmeyi gösteriyor. Buradaki hedef iyi bir ortak, iyi bir hissedar yaratmak” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2017 faaliyet yılı 17’nci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Üyesi ve Levent Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Atıl Pekşen’in yaptığı toplantı, ‘Aile Şirketlerinin Gelişimi ve Dönüşümü’ başlığında, Fina ve Fiba Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD) Başkan Yardımcısı Murat Özyeğin’in sunumuyla gerçekleştirildi. Toplantıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı. Söyleşi öncesi ANSİAD’a üyelikleri gerçekleştirilen Seratek Sera Teknolojileri Tarım İnş. Ltd. Şti. Yönetim Kurulu Başkanı Vural Özdemir, Saraç Emlak İnş. Tic. Ltd. Şti. Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Saraç, MER-SER Otomotiv Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Barutçu, SAV Turizm Ticaret ve San. Ltd. Şti. Yönetim Kurulu Başkanı Ali İhsan Sav, Foraks İnşaat - Fora Mühendislik Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Öztürk ve ARÜV Çevre Müh. Müş. Hizm. İnş. San. Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Cem Arüv’ün üye alım törenleri yapıldı. Yeni üye olan iş insanlarına rozetleri Murat Özyeğin tarafından takıldı. Türkiye’de şirketlerin yüzde 98’inin aile şirketi olduğunu kaydeden Atıl Pekşen, “Bir şirkette genel müdürü aile atıyorsa o şirket aile şirketidir. Şirketin halka açık, büyük ya da küçük olması önemli değil, ailenin genel müdür seçiminde direkt etkisi varsa o şirket aile şirketidir” dedi.

AİLE ŞİRKETLERİNİN ÖMRÜ 7 YIL

Aile şirketlerinin üke istihdamında yüzde 85’lik bir paya sahip olduğunu kaydeden Pekşen, “Aile şirketleri Türkiye ekonomisinde de önemli bir yere sahip. Aile şirketlerinin Türkiye’de ortalama ömrü 7 yıl. En büyük problemimiz aslında sürdürülebilirlik. Sürdürülemez olduğunu nereden anlıyoruz, birinci kuşaktan ikinci kuşağa devir oranı yüzde 12 civarında, 4’üncü kuşağa devir oranları yüzde 3-4 oranlarında kalıyor. Bu da demek oluyor ki aile şirketleri Türkiye gibi toplumlarda sürdürülemiyor. Mesela Japonya’da bin yıllık aile şirketi var. Bizim de bunları sağlamamız gerekiyor” diye konuştu.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KURUCUNUN ELİNDE

Aİle içerisinde sürdürülebilirliğin önemli olduğunu kaydeden Murat Özyeğin, “Ben girişimcilerle ilgili bunu çok kullanıyorum bunun yolu neyi bildiğini, neyi de bilmediğini bilen mütavazi olan, bunun sayesinde kendisinin eksiklerini söyleyecek kadar kendiyle barışık olan ve öncelikle bir komplekside olmayan birinci nesil kurucudan geçiyor” dedi. Kurucunun ileriye dönük doğru planlamayı yapabilecek yüreğe sahip olması gerektiğini dile getiren Özyeğin, “Onlar kendilerinin bir gün işin başında olmayacağının, herhangi bir sağlık problemi yaşamaksızın bu gerçekle karşı karşıya gelmeleri gerekiyor” diye konuştu. Şirketlerde yaşanan sürdürülebilirlik sorununun planlama sorunu nedeniyle yaşandığını belirten Özyeğin, “Bahsettiğiniz oranların çok büyük bir kısmı bir çok ikinci nesil veya üçüncü nesil şirketlerin o safhaya geçtiklerinde sudan çıkmış balık gibi olması nedeniyle gerçekleşiyor. Bu konuyu vakitli, gerçekçi bir zamanda, gerçekçi bir şekilde planlamanız önemli” dedi.  

HER KURUCUNUN BİR STİLİ VAR

Herkese giydirilebilecek bir takım elbise dikilmemesi gerektiğini kaydeden Özyeğin, “Yani her kurucunun bir stili var, yönetim stili, ilişkileri, her sektörün kendine özgü özellikleri var. Bu nedenle bu gerçekler ışığında, bu konuda profesyonel danışmanlık alarak ve onun etrafında bir yapı kurarak, hem kurucunun hem bir sonraki neslin eğitim durumunun her birinin gerçekleri ve yaşanımları üzerinde, kendilerine kim olduğu ve ne olduğuyla ilgili bir sistem kurulması gerekiyor” diye konuştu. Bir kurucuya göre çok fazla yapılandırılmış bir modelin sistemi ilerletmeyeceğini belirten Özyeğin, “Kurucu, işin üzerinde elini hissetmek ister. Öyle yap, böyle yap, elini çek sistem getirdik kurumsallaşıyoruz falan dediniz mi o sistem çöker. Çünkü birinci gün kurucu o kuralı deler ve ilk gün sisteme olan inanç azalır. Hakikaten doğru zamanda ama kurucunun sağlığında ve aile gerçekleriyle parallel örtüşen bir yapının kurulması önemli” dedi.

EVLADINIZI EŞE DOSTA GÖNDERMEYİN

Ailelerin önünde bir devir planlamasının olması gerektiğini belirten Özyeğin, “Buna eğitimden başlamak gerekiyor. Beni ailem 12-13 yaşlarımdayken Amerika’da yaz okuluna gönderdi ve hiç Türk olmaması konusunda özellikle okul müdürü aranarak teminat alındı” diye konuştu. İyi bir yönetici ve iş adamı yetiştirmek için ‘evladınızı, eşe dosta değil, kendi işinizle alakası olmayan işlerde çalışmasını sağlayın’ önerisinde bulunan Özyeğin, "Kimse sizin oğlunuza, kızınıza normal standartlarda davranmaz. Her ne olursa olsun patronun çocuğu olarak iltimas göreceksiniz. Bu şekilde de istenilen verim elde edilemez” dedi.

ŞİRKETLERİN AİLE ANAYASASI OLMALI

Aile şirketlerinin geleceği planlamak için aile anayasasına sahip olmaları gerektiğinin altını çizen Özyeğin, “Aile şirketlerinde kurallar sistemi olmalıdır. Bu konuda kurumsallaşma önemli. Kurucunun sağlığında, kurucu işin başındayken aile anayasaları planlanmalı, üçüncü kuşak için nelerin yapılabileceği şimdiden konuşulmalıdır” diye konuştu. Anayasa oluşturulurken duyguların arındığı bir sistemin olmasının önemli olduğunu dile getiren Özyeğin, “Çocuklar, babaları sağken bundan çekiniyor. Babadan yada anneden çekiniyorlar. Bu konuda liderliği göstermesi gereken birinci jenerasyon. Benden sonrasını da birlikte planlayalım, kardeşlere, eşlere görev ve yetkiler verelim denilebilmeli. Sizlerle bunu konuşalım karar verelim denmeli. Bu liderliği birinci jenerasyon yapmalı” dedi.

ÇOCUKLARINIZA FIRSAT VERİN

Aile şirket yönetimlerinin sadece aile üyelerinden oluşmaması gerektiğini belirten Özyeğin, “Siz bir karar alırken katalizör görevi gören bir bağımsız yönetici de olmalı. Bu alacağınız kararların dışarıdan biri tarafından da değerlendirilebilmesini sağlayacaktır” şeklinde konuştu. Bir iş insanının çocuğunun balerin, mimar gibi başka meslekleri de tercih edebileceklerini kaydeden Özyeğin, "İllaki çocuklar benim yerime yöneticilik yapacak diye bir kıstasa bürünmemek lazım, çocuklara da fırsat vermek gerekiyor" ifadelerini kullandı.

 

BENİ BAĞIMSIZ BIRAKARAK HESAP SORABİLDİ

Çok şanslı bir ikinci kuşak olduğunu belirten Özyeğin sözlerini şöyle sürdürdü; “Ben çok şanslı bir ikinci kuşaktım, babam bana çok fazla yetki verdi ve hata yapmama izin verdi. İş planlarımızı yönetmeme izin verdi, babamla aramızdaki iş bölümü babam Fiba Banka’nın ve holdinglerimizin yönetim kurulu başkanı.  Ama bizim Finansbank’ı satmamızın ardından girdiğimiz sektörlerin her birinin Yönetim Kurulu Başkanı beni yaptı, bazılarının CEO’larıyla tanıştırmak istediğimde tanımak dahi istemedi, senin kararın senindir, istiyorsan bir kahve içerim dedi, bu şekilde benim yönetmeme izin verdi. Onun hesap verilebiliritesi de artıyor, çünkü her işe karıştığında bu defa yanlış kararında bir parçası oluyor, benden hesap soramıyor. Beni bağımsız şekilde bırakarak, benden çok daha sağlıklı bir şekilde hesap sorabildi.”

2018 YILI İÇİN PLANLIYORUZ

Gelecek kuşaklar için bir planlamayı kendi şirketleri için de başlattıklarını kaydeden Özyeğin, “Planlamamız önemli ölçüde tamamlandı, hem de bir sonraki kuşak için olan kısmını da tamamlıyoruz. Bizim kardeşimle aramızdaki ilişkimizi düzenleyen sistemimiz oturmuş ve bilinir bir noktada. Önümüzdeki on yılın nasıl işleyeceğini kurucumuzla birlikte üçümüz de biliyoruz” dedi. Çocuklarıyla ilgili olan planlamayı gelecek yıl tamamlamayı planladıklarını dile getiren Özyeğin, “Şimdi onların arasındaki düzeni onların gerçeklerini bilmeden, hangisinin daha işle ilgileneceğinden, ne yönde eğitim alacağından bihaber iken yazmak tabi daha jenerik bir sisteme geçmeyi gösteriyor” şeklinde konuştu. Buradaki hedefin iyi bir ortak, iyi bir hissedar yaratmak olduğunu dile getiren Özyeğin, “Bir yandan, o kişide yönetimsel bir tecrübe söz konusu olacaksa tabiki o tarafını da değerlendirmek söz konusu olabilir. O kişide yönetimsel bir planlama söz konusu ise, eşler damtlar olacak mı, onların varlığı noktasında objektif bir kriter ortaya konulabilecek mi, hiç izin verilmemeli mi? Ne kadar önceden kural koyulabilirse çocukların arasındaki çekişmenin bir o kadar önüne geçilir bir hal alcak” diye konuştu. Toplantı, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan ve Toplantı Başkanı Atıl Pekşen’in Özyeğin’e plaket takdimiyle sona erdi.



HABER Yorumları