Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
Amerika Rüyası
Dinle

Yayın Tarihi

18.09.2017

Okunma Sayısı

373

Röportajı Paylaş

Rüya Şehir New York (4)

Üç haftadır Amerika’dayız. Hafta sonları programımızın bu durağında New York’a gideceğimizi söyledi oğlum Emre. “Amerika’ya gelip New York’u görmemek olmaz” diye de ekledi. Atladık bizim oğlanın BMW’sine 3 saat sonra New York’dayız.

Aman Allah’ım ne büyük bir kent, ne büyük binalar, başınızı göğe kaldırdığınızda ancak binaların tepesini görebiliyorsunuz, belki yüzlerce kat.

İki gün kalacağımız Sheraton Oteli çok kolayca bulduk. Giriş yapabilmek ve oda anahtarınızı alabilmek için kuyrukta bir hayli bekliyorsunuz.  Saat 13.00 civarıydı, saat 15.00’de giriş yapabileceğimizi söylediler ve eşyaları emanete bırakarak, attık kendimizi New York caddelerine…  Bu arada, otelde sadece konaklama ücreti kişi başı 175 dolar. Kahvaltı dahil, her şey ekstraya giriyor.  Onca kalabalığa, onca araca rağmen trafik sorunsuz akıp gidiyor, hiçbir araç zorunlu olmadıkça korna çalmıyor, yayalar ve araçlar için ışıklar çok düzenli, araçlar kırmızı ışıkta yaya geçidinden önceki bir çizgide duruyor. Kavşaklarda ise yolun yayaların kullanmadığı bölümünde…

ABD’ye çeşitli yollarla gelenlerin şüphesiz ilk durağı olan New York, bu yönü ile önemli bir turizm destinasyonu. Dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerini her yıl büyülemeye devam ediyor. Her gelen yeşil dolarlar bırakıyor.  Hemen akla acaba yılda kaç turist geliyor sorusu takılıyor. Sizin için araştırdım, ama sadece 2014 yılı rakamını bulabildim. New York'u ziyaret eden turist sayısı 54 milyonu geçiyor, turizm geliri ise 58.7 milyar dolar. Biz ülke olarak bugüne kadar en fazla 40 milyar dolara ulaşabildik.

Ancak 2017 yılı için Amerikalılar da Trump yüzünden endişeli. New York'un resmi turizm pazarlama kuruluşu "NYC & Company", Donald Trump'ın ABD Başkanı seçilmesi ve uyguladığı politikalar nedeniyle New York'a bu sene önceki yıllara göre daha az sayıda yabancı turistin gelmesinin beklendiğini bildirdi.

Hudson nehri kıyılarına kurulmuş. 18,7 milyon nüfusuyla ülkenin en kalabalık metropolü olan New York City, aynı zamanda New York Eyaletinin de adını taşıyor.

Medya, kültür, yemek, moda, sanat, araştırma, finans ve ticaret merkezi. Dünyanın en geniş, en uzun ve en ünlü gökdelenlerinden örnekler de bu şehirde bulunuyor. Şehir, 5 bölgeye ayrılıyor.

New York’da her bölge adeta ayrı bir şehir. Tüm bölgelerin ayrı kültürü ve özellikleri var. Manhattan, Brooklyn, Queens, Bronx ve Staten Island’ın her biri tek başına sanki bir şehir. İşte bu özellikleri ile bu bölgeler bir araya gelerek dünyanın en önemli ve eğlenceli metropolünü oluşturuyor.

7/24 yaşayan bir Metropol

Sanatla gelişen, ticaret ile zenginleşen ve 7/24 yaşayan çok kültürlü bir metropol ile karşılaşıyorsunuz bu kentte…  New York’un geniş nüfusu, dünyanın en ünlülerinden zenginlere ve evsizlere kadar uzanıyor. Yüz binlerce göçmen burada yaşamaya çalışıyor. İngilizler, Afrikalılar ve İtalyanlar çoğunlukta. Taksi şoförlerinin çoğunluğunu ise Hintliler veya Araplar oluşturuyor. New York’da, aslında tüm ABD’de beyazlarla zenciler arasında, öncesi Kuzey ile Güney arasında yaşanan kavgalar ve savaşlar ders vermiş olacak ki hiç yabancı düşmanlığı ya da kızgınlığı yok. Belki de bu durum herkesin aslında yabancı olmasından da kaynaklanıyor.

New York’un pek çok anıtı, ABD’nin ulusal simgeleri haline gelmiş. New York’un başlangıç seviyesi kabul edilen Özgürlük Anıtı, Empire State ve Brooklyn Köprüsü gibi…

Şehrin etnik yapısından dolayı bölgeler içinde küçük ulusal alanlar oluşmuş. Küçük İtalya, Chinatown, Yahudi Mahallesi, Harlem gibi… Brooklyn ve Queens ise 90’lardan bu yana Rus ve Özbek göçmenlerin evi.

New York’ta yol bulmak paralel kesilen caddeler, bulvarlar ve numaralı sokaklar ile oldukça kolay. Gayet düz olan şehir en iyi bölge bölge geziliyor. Metro adeta bütün kenti ağ gibi sarmış armış. Otobüs ve sarı taksiler de var ama biz şehir turunu tercih ettik. İki katlı üzeri açık tur otobüsleri için 2 günlük bilet alıyorsunuz, içinde Özgürlük Anıtı’nı görebilmek için vapur gezintisi de var. İlk gün New York’un ışıltılı ve muhteşem görüntüsünü de geziyorsunuz, yeter ki yağmur yağmasın. Tabi bu gezinti çok da ucuz değil. Kişi başı 150 dolar ücret ödüyorsunuz…

Özgürlük Anıtı

New York’un hem Amerika’nın hem de dünyanın en önemli anıtlarına sahip olduğunu daha önce de söylemiştim. Bu anıtların en ünlüsü ve ilgi çekeni, elinde kitabı, başında tacı ve meşalesi ile Özgürlük Anıtı. Bir başka deyişle New York’un en önemli simgesi.Uzaktan görüntüsü de çok güzel ama şehir turu ile bindiğimiz vapur bizi yanına kadar götürdü ve bol bol fotoğraf çekme imkanı bulduk.

Anıtın tacı, 4 Temmuz 2009 yılında ziyarete açılmış. Buraya çıkıp deniz ve şehir manzarasını izleyebiliyorsunuz. “Dünyayı Aydınlatan Hanımefendi” de denilen anıt, Amerika’nın 100. Doğum günü şerefine Fransa’nın bir armağanıymış.

Vapur, Liberty ve Ellis adalarına uğruyor. Anıt, Liberty Adası’nda bulunuyor. Ellis Adası ise eskiden göçmenlerin ülkeye giriş yaptıkları kapıymış.

New York’un olmazsa olmazlarından biri de Empire State Binası. Empire State’i ilk duyduğunuzda koca ticaret binasında ne işim var diyebilirsiniz. Ama bir zamanlar dünyanın en uzun yapısı olan bu bina içinde kaçırılmaması gereken bir turizm noktası bulunduruyor. Empire State Gözlemevi, gece gündüz açık. Yüksek hızlı asansörler sizi birkaç saniyede binanın en üst katına, 86. kata çıkarıyor. Burada dilediğinizce kalıp harika manzaranın tadını çıkarabiliyorsunuz.

11  Eylül’deki menfur saldırıda yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği İkiz Kulelerin bulunduğu noktaya yeni kuleler dikilmiş ama bir de anıt yapılmış. Bu anıtı ziyaret edenler 11 Eylül’de hayatlarını kaybeden insanlar için dualar okuyor.

Simit Dünyası

New York’da 72 millet yaşıyor. Ben biraz da İstanbul’a benzettim, tabii ki İstanbul’dan daha büyük. Oğlum Emre’ye  “Türkiye’den hiç esinti yok” buralarda dedim. Bu sözlerim üzerine;

  • Acele etme baba, seni bir yere götüreceğim, şaşıracaksın

Dedi. Gerçekten de şaşırdım. Bir-kaç kilometre yürüdükten sonra bizim Simit Dünyası’nın önündeydik. Aynı Türkiye’deki gibi dizayn edilmiş. Dükkan biraz küçük oturacak yer bulabilmek için biraz ayakta bekledik. Trükler ve Amerikalılar var. Tezgâhta Türkçe ve İngilizce bilen gençler ve çeşit çeşit simitler.  Kahvaltı için ne ararsanız var.  Simitler ve çörekler, börekler gerçekten çok güzeldi,  bir tek sofralarımızın değişmez geleneği Menemen’i yapamamışlardı.  Sadece domates doğramışlar, içinde yumurta hiç yoktu. Türk lezzeti, damak tadımız simiti yiyerek biraz memleket hasreti giderdik.

Devam edecek

RÖPORTAJ Yorumları